Sosyal Fobi Nedir?
Tanımadık insanların arasında bulunmaktan, konuşma yapmaktan çekiniyor ya da tam olarak kendinizi ifade edemediğinizi düşünüyorsanız, bunun yanında küçük düşüp rezil olma ile ilgili yoğun kaygınız varsa
sosyal fobiden muzdarip olabilirsiniz. Bu durum basit bir utangaçlığın çok ötesindedir. Çünkü bu kaygı zamanla artıp sosyal ortamlardan uzaklaşmanıza kadar uzayabilmektedir. Giderek sosyal, ailevi ve mesleki yaşamınız etkilenmeye başlamışsa artık tehlike çanları çalıyor demektir. Tanım olarak sosyal fobi; sosyal ortamlarda ya da performans gösterilmesi gereken durumlarda kişinin, başkaları tarafından aşağılanacağına veya utanılacak biçimde davranacağına ilişkin şiddetli korku duymasıdır. Bu nedenle bu kişiler bu tür ortamlara girmemekte ya da girmekte zorunda kalırlarsa belirgin bir huzursuzluk yaşamaktadırlar.
Çok farklı şekillerde ortaya çıkmakla birlikte başvuranlarda en sık gördüğümüz belirtilerin başında başkaları önünde
konuşma endişesi gelmektedir. Bunun dışında başkalarının önünde yemek yemek, telefon ile konuşmak, misafir kabul etmek, tanımadığı kişilerin gözlerine bakmak kişide benzer şekilde yoğun kaygı yaratabilmektedir. Bu kişilerin en sık dile getirdikleri rahatsızlık, bu ortamlarda kontrol edilemeyen yüz kızarmasıdır. Dışarıdan fark edildiği için de kişinin dikkatini bu düşünceden uzaklaştırması da çok zor olmaktadır. Yüz kızarmasına ek olarak çarpıntı, terleme, ses tizleşmesi, ellerde titreme, ateş basması, göğüste sıkışma hissi, mide kasılması, başta ağırlık hissi ya da baş ağrısı gibi bedensel belirtiler sıklıkla kişiyi rahatsız etmektedir.
Korkulan durumlarda kişi, hoş olmayan duygu ve belirtileri yaşamamak için kaçınma davranışı sergilemeye başlar. Kişide kaçınmayı artıran bir faktör de yaşadığı bedensel belirtilerin diğer insanlar tarafından fark edilip komik duruma düşeceği ile ilgili düşünceleridir. Zamanla kendilerine güvende ve benlik saygılarında azalma ortaya çıkmaktadır. Sosyal fobinin başlangıç yaşı 13-24 yılları arasında değişmektedir. Çocukluk döneminde de görülebilir. Erken yaşlarda sık başladığı için genellikle kişilik olarak düşünüldüğünden dolayı tedaviye erken başvurma nadirdir. Ancak yaş ilerleyip kişinin sosyal, mesleki ve toplumsal gelişimini engellediği noktada sorun olarak algılanmakta ve çare aranmaktadır. Kadınlarda daha sık rastlanmasına rağmen tedavi arayışı erkeklerde daha fazladır. Bunun sebebi, erkeklerin toplumsal alanda ön planda olmaları ve kariyerlerini olumsuz etkilenmesini önleme çabaları olabilir.
Beraberinde pek çok başka psikiyatrik hastalıklar da olabilir. Bunlar içinde alkol-madde bağımlılığı en önemlisidir. Kişi kendini rahatlatmak, daha iyi ifade edebilmek amacıyla alkol ya da benzeri maddeleri kullanmaktadır. Ancak bu yöntem sorunu çözmediği gibi alkol ve madde bağımlılığı gibi başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla
sosyal fobinin hızlıca tanınıp tedavi edilmesi ek sorunların oluşmasını önlemek açısından oldukça önemlidir. Tanı konulduktan sonra ilaç ve psikoterapi (bireysel psikoterapi, bilişsel-davranışçı terapi, grup terapisi vs) ile tedavide oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Sosyal fobinin kader olmayıp tedaviye iyi yanıt veren bir hastalık olduğunun bilinmesi toplumsal ve mesleki alanlarda pek çok kişinin daha üretken ve mutlu olmasını sağlayacaktır.